
Eveet..Çok gecikmeli de olsa şu kupa maçlarına bir el atayım dedim.
Çıktık Adana'dan yollara, Ankara'ya vardık. Ohh dedim ya 2 maç en canlısından, en tribününden! Maç öncesi öyle abartıldığı gibi olaylar da olmadı iyice keyiflendim. 2-3 kendini bilmez küfretti, 2-3 ü de otobüse taş attı o kadar... Yoksa herkes son derece efendi biçimde maçı bekledi. Dip dibeydik kimse kimseye dönüp de birşey demedi. Herkes aynı yerden su aldı, aynı yerde simit yedi.
Neyse geçelim maça.. Fenerbahçe geçen seneki kadrodan güçsüz olacaktı biliyordum da bu kadarını beklemiyordum açıkçası. Ya da tam tersi bir bakışla, Galatasaray geçen seneden iyi olacaktı da bu kadar iyi olmalarını beklemiyordum açıkçası! Eksik Fenerbahçe karşısında iyi savunma yapıp maçı rahat rahat götürdüler. Dışardan şut tehtidi olan bir bayan göremedim Fenerbahçe'de. Esmeral bir ara üçlük attı ama hayal meyal hatırlıyorum zira maçın 4. periyoduydu :))
Çok övülen Gomis ablamızı hiç ama hiç beğenmedim. Savunma yönü çok övülüyordu ama çok fazla birşey göremedim, zaten hücum desen akıllara zarardı, top sürmede de baskı yiyince aşırı zorlanacak belli etti kendini. Zaten bacaklar 3 cm kalınlığındaydı sanırım, maçın ağırlığına dayanamayıp kırılacaklar zannettim :)) Ajavon geleli 2 gün olmuştu ama sanki çok maç yapmış gibi takımın en verimli oyuncusuydu bir kaç saçmalama şut seçimi harici. Esmeral birşeyler yapmaya çalıştı ama nereye kadar? Tammy Sutton-Brown ilk iki çeyrek verimli oldu ama o da durdu..Yani anlayacağınız Fenerbahçe o gün gerçekten çok kötüydü.
Gelelim Galatasaray'a...Geçen sene kadro darlığı sebebiyle Fenerbahçe'ye şampiyonluğu kaptırmışlar ama kök söktürmüşlerdi. Bu sene ise gerçekten harika bir kadroları var ve şampiyonluğun en güçlü favorisi durumundalar. Herkes her işi yapıyor ama dikkatimi çeken bir husus bu takım çok isabetli şutörlere sahip bu sene. 3 sayı tehtidi yüksek tonla oyuncu var. Ve herkes görevinin bilincinde hareket ediyor. Maç içerisinde öyle hurra dalıp bencillik yapayım diyen bir oyuncu bile görmedim. Takımda ribaund alması gereken ribaund alıyor, top sürmesi gerekn top sürüyor, şut çekmesi gereken şut çekiyor vesselam! Kadro da her parça ayrı bir görevi yapıyor anlayacağınız. Ama umulmadık anda umulmadık şutlar da çıkabiliyor... Yasemin ve Marina'nın attığı 3'lükler beni şoka soktu :))
Ama bir de Augustus denen bir şahsiyet vardı ki maçta..Yahu dedim insan mısın :)) Karizmaysa karizma, şutsa şut, passa pas, basketbolsa basketbol!Ya ne ararsan var. Karşısına Nalan Ramazanoğlu'nu diktiler zaman zaman da Melike Bakırcıoğlu'nu ama aldı eve götürdü ikisini birden. El çabuk, ayak çabuk, canı isterse içeri giriyor, canı isterse şut atıyor. Pondexter'dan sonra gördüğüm ikinci wah-she kişilik. Tam bir winner! Hayran hayran izledim fark açıldıktan sonra ne yapayım :))
Tebrikler Galatasaray! Sonuna kadar hakedilmiş bir şampiyonluk.